Hakkımızda
Yürüyen birinin tuttuğu defter
Dağ Yolu, şehirde yaşayıp hafta sonu patikaya çıkmak isteyenlerin sorularına yürüyerek cevap arayan bir blog. Bu sayfada işin mutfağını anlatalım.
Nasıl çalışıyoruz
Önce yürürüz, sonra yazarız
Bir yazının ilk hâli çoğu zaman telefonun not defterinde başlar: “ikinci ayrımda sola”, “çeşme kapalı”, “iniş kaygan”. Eve dönünce bu kırık cümlelerden bir yol tarifi çıkarırız.
Sonra yazıyı tekrar okuruz ve kendimize şunu sorarız: Bu yolu ilk kez gören biri, bu cümlelerle yolunu bulur mu? Bulamayacaksa baştan yazarız. Bir yerde yanıldığımızı fark edersek yazıyı düzeltir, düzelttiğimizi de belirtiriz.
Dilimiz sakin. Dağ, bağırılacak yer değil.
Kendimize koyduğumuz sınırlar
Bilmediğimizi söylemekten çekinmeyiz
Bir blogun en kolay yaptığı hata, her yeri her mevsim biliyormuş gibi yazmaktır. Biz o yola düşmemeye çalışıyoruz.
Görmediğimiz mevsimi yazmayız
Bir patikayı yalnızca yazın yürüdüysek, kışın nasıl olduğunu uydurmayız. Yazıda açıkça “kışın görmedik” yazar, okuru da buna göre uyarırız.
Yavaş yürümek ayıp değil
Süreleri tahmin ederken hızlı yürüyenin değil, mola veren, fotoğraf çeken, yokuşta soluklanan birinin temposunu düşünürüz. Sizin yürüyüşünüz bizimkinden uzun sürerse bu bir kusur sayılmaz.
Kime yazıyoruz
Okurumuz kim, kim değil?
Aklımızdaki okur, cuma akşamı “bu hafta sonu bir yere gitsem” diye düşünen biri. Yine de birkaç soru geliyor.
Hiç yürümemiş biri okursa anlar mı?
Anlaması için yazıyoruz. Bir terim geçerse yanına kısa bir açıklama koyarız. Okurun zaten bildiğini varsaymak, bizim en çok kaçındığımız şey.
Yıllardır yürüyen biri bir şey bulur mu?
Belki. Başlangıç noktaları, su durumu, yolun son hâli gibi küçük ayrıntılar işinize yarayabilir. Ama bize her şeyi bilen biri gözüyle bakmayın. Siz bir şey görürseniz yazın, yazıyı düzeltelim.
Tırmanış ya da teknik dağcılık yazıyor musunuz?
Hayır. Halat, kramponlu yürüyüşler bizim alanımız değil. Patikada, yürüyerek gidilen yerleri yazıyoruz.